BASIN AÇIKLAMASI
GÜRCİSTAN’DA AHISKA TÜRKLERİNE YAPILAN SALDIRIYI
KINIYORUZ
Dünya Türk Gençleri Birliği (DTGB) olarak, Gürcistan’da Türkçe konuştukları gerekçesiyle bir din görevlisi ile iki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ahıska Türküne yönelik gerçekleştirilen sözlü ve fiziki
saldırıyı derin bir üzüntü ve endişeyle öğrenmiş bulunuyoruz. Bir kişinin yalnızca konuştuğu dil, etnik
kökeni veya kültürel kimliği nedeniyle hedef alınması; insan onuruna, temel hak ve özgürlüklere ve
evrensel hukuk ilkelerine açıkça aykırıdır. Bu menfur saldırıyı en güçlü şekilde kınıyor, mağdurlara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Edindiğimiz bilgilere göre saldırıya uğrayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, devam eden adli
süreç nedeniyle Gürcistan’dan ayrılamamakta ve bu nedenle seyahat özgürlükleri fiilen kısıtlanmaktadır.
Daha da kaygı verici olan husus ise, ülkelerine dönebilmek amacıyla şikâyetlerini geri çekmek zorunda
kaldıkları yönündeki iddialardır. Bu durumun doğru olması hâlinde, mağdurların adalete erişim hakkı ile
serbest dolaşım özgürlüğü üzerinde dolaylı bir baskı oluştuğu değerlendirilmelidir. Hukuk devletinin temel
ilkesi, mağdurların haklarını korurken onları yeni mağduriyetlere sürüklememektir.
Yaşanan bu olay yalnızca bireysel bir saldırı olarak değerlendirilmemeli; aynı zamanda uluslararası insan
hakları normları çerçevesinde ele alınmalıdır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi’nin; 2. maddesi, herkesin dili, milliyeti, kökeni veya diğer statüleri nedeniyle ayrımcılığa uğramaksızın bütün
hak ve özgürlüklerden yararlanacağını, 13. maddesi, herkesin bulunduğu ülkeyi terk etme ve ülkesine dönme hakkına sahip olduğunu, 19. maddesi, düşünce ve ifade özgürlüğünü güvence altına aldığını, 27. maddesi ise herkesin kendi kültürel yaşamını özgürce yaşama ve kültürünü koruma hakkına sahip
olduğunu açıkça hükme bağlamaktadır.
Türkçe konuştuğu için insanların saldırıya uğraması ve mağdurların fiilen seyahat özgürlüğünün
kısıtlanması yönündeki iddialar, söz konusu evrensel ilkeler açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken
gelişmelerdir.
Ahıska Türkleri, tarih boyunca Gürcistan’ın ayrılmaz bir parçası olmuş; ancak 1944 yılında yaşanan
sürgün nedeniyle anayurtlarından koparılmış bir topluluktur. Bu tarihî mağduriyetin giderilmesi amacıyla Gürcistan, 1999 yılında Avrupa Konseyi üyeliğine kabul edilirken, Ahıska Türklerinin tarihî yurtlarına
güvenli ve onurlu şekilde geri dönüşünü sağlayacak yasal düzenlemeleri yapmayı uluslararası topluma
taahhüt etmiştir. Bu taahhüdün devamı olarak 2007 yılında “Geri Dönüş Yasası (Repatriation Law)”
kabul edilmiş ancak Gürcistan hükümeti uygulamamıştır; Avrupa Konseyi, AGİT (OSCE), Birleşmiş
Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve diğer uluslararası kuruluşlar uzun yıllardır Ahıska
Türklerinin gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşünü destekleyen çalışmalar yürütmüştür.

Bu uluslararası yükümlülüklerin bulunduğu bir dönemde, Ahıska Türklerinin yalnızca Türkçe
konuştukları gerekçesiyle saldırıya uğramaları kabul edilemez. Bu tür nefret eylemleri yalnızca mağdurları
değil; birlikte yaşama kültürünü, insan haklarını ve Gürcistan’ın uluslararası yükümlülüklerini de zedelemektedir.
Türkiye ile Gürcistan, yüzyıllardır karşılıklı saygı, dostluk ve iyi komşuluk temelinde güçlü ilişkiler
geliştirmiş iki dost ülkedir. Türk ve Gürcü halkları arasında oluşan tarihî kardeşlik bağları, münferit nefret
eylemleri nedeniyle zarar görmemelidir. Yaşanan bu saldırının sorumluluğu hiçbir şekilde Gürcü halkına
mal edilemez. Aksine, bu tür provokatif eylemler iki ülke arasındaki dostluğu zedelemeyi amaçlayan
girişimler olarak değerlendirilmeli; halklarımızın sağduyusu sayesinde amacına ulaşmasına izin verilmemelidir.
Dünya Türk Gençleri Birliği olarak, Gürcistan makamlarını olayın faillerini en kısa sürede adalet
önüne çıkarmaya, nefret suçlarıyla kararlılıkla mücadele etmeye, mağdurların seyahat özgürlüğü başta
olmak üzere temel haklarını güvence altına almaya ve Ahıska Türklerine ilişkin uluslararası yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmeye davet ediyoruz. Failler hakkında verilecek adil ve caydırıcı
kararların yalnızca mağdurlar açısından değil; Gürcistan’da hukuk devleti ilkesinin güçlenmesi, farklı
kimliklerin güven içerisinde bir arada yaşayabilmesi ve benzer nefret suçlarının tekrarının önlenmesi
bakımından da önemli bir mesaj olacağına inanıyoruz.
Başta Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, AGİT, Birleşmiş Milletler
Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve TDT olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları, yaşanan
gelişmeleri insan hakları, ayrımcılıkla mücadele ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde dikkatle takip etmeye davet ediyoruz.
İnsan onuruna, dil özgürlüğüne, kültürel kimliğe ve temel haklara yönelik her türlü saldırının
karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyor; adaletin gecikmeden tecelli etmesini temenni ediyoruz.
Türk ve Gürcü halkları arasındaki asırlara dayanan dostluk ve kardeşlik, nefret suçlarına ve
provokasyonlara kurban edilmemelidir. Adalet, insan hakları ve karşılıklı saygı; bölgemizde kalıcı barışın
en güçlü teminatıdır.
DÜNYA TÜRK GENÇLERİ BİRLİĞİ (DTGB)